Madımak birliği var etti, birlikte müzeyi… Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:31


Madımak birliği var etti, birlikte müzeyi…

Fuat Ates
Alevilerin Sesi Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni


Madımak Katliamı’nın 17. yıldönümün hemen öncesinde ‘otelin kamulaştırılması’ haberi, Alevi toplumunun mücadelede önemli bir mevziiye ulaştığını bizlere müjdeledi. Bir olmanın, birlik olmanın, ortak hareket etmenin hangi “gerçekleşmez” denen talepleri var ettiğini hep beraber gördük. Kısaca söylemek gerekirse; Madımak birliği var etti, birlikte müzeyi…       
 
Bu kazanımın arkasında 17 yıllık ‘haklı’ mücadele var…
Tabi ki bu noktaya gelen sürece geçmişe dönük olarak bakmak gerekir. Bu değerlendirmeyi yaparken toplumun bazı katmanları Alevi açılımı doğrultusunda ‘kamulaştırma’ çalışmalarının gerçekleştiği gafletine düşmektedir. Altını kalın çizgilerle çizmek gerekir ki; bu kazanımın arkasında 17 yıllık ‘haklı’ mücadele vardır. Bu aşamaya başta şehit ailelerinin vakur ve dirayetli duruşu olmak üzere son yıllarda Madımak Oteli önüne akan o ‘vicdan sahibi’ onbinlerin kararlı tutumları ile gelinmiştir. Alevilerin 600 yıllık asimilasyon çabaları, iftira, hor görülme ve katliamlara rağmen hala inançlarını sürdürmelerindeki inadı, gasp edilen hakların kazanılmasında da önemli bir rol oynadı.
 
Hakkınızın verilmesini beklemeyin, alın…
Alevi toplumu -her fırsatta dile getirdiğimiz- birlik olmanın, örgütlü ve kurumsal olmanın yararını pratikte görmeye başladı. Geçen sürede hakkınızı savunmadığınız zaman, haklarınız gasp edildiği gibi birçok kesim tarafından Alevilere karşı koz olarak kullanıldığına şahit olduk. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana otorite ile iyi geçinme taktiğinin günümüz dünyasında çokta iyi bir çözüm olmadığı tecrübeyle sabitleyen Alevi toplumu, bu örnekle de ‘hak verilmez, alınır’ ilkesini öğrenmiş oluyor.
 


Müze dışındaki tüm tercihler yanlıştır…
Madımakta yıllardır çözümü engelleyen şeyin para olmadığı hepimizin malumu… Acılarla yüzleşmek ve sorumluluk alma cesareti göstermek yerine katliamları toplumsal bellekten kazımaya çalışan bu zihniyet, ülkemizin tarihsel ve sosyal bilince sahip yaşanabilir bir yer olmasının önündeki en büyük engeldir.  Yıllardır Madımak Katliamı demek yerine “Madımak olayları”, “Madımak ölümleri” gibi kelime oyunları yaratan bu zevat, sözlerin gerçekleri sonsuza tek saklayabileceklerini sanıyorlardı. Artık mızrağın çuvala sığmadığı gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kalan zihniyet, mevzii kaybederken ne kadar az zayiat ile atlatırımın hesabini yapmakta… Hükümet ise bu süreçte, çözümü engelleyen o ‘malum’ zihniyete hoş görünmek adına Alevilerin müze talebini görmezden gelmesi kuvvetle ihtimal dâhilindedir. Kütüphane veya türevi bir çözümün konuyu daha da karmaşıklaştıracağı rahatlıkla söyleyebiliriz. Yetkililere yapılacak çağrı ve tavsiye nettir. Utancı bir başka utançla örtmeye kalkmak bu konuda yapılacak en son hata olacaktır.
 
“Bütün bunlar Alevilerin
hassasiyetlerini duyarsızlaştırmak için mi yapılıyor?”
İsterseniz konuyu biraz daha öteye taşıyalım ve kütüphane veya benzeri bir çözümün getirildiğini varsayalım. İşte bu noktada var olan sorununun Alevi toplumunun talepleri doğrultusunda çözülmeyecekse, “neden ele alınır bu mevzu?” diye düşünmekte yarar var. “Antlaşmadan söz etmeden barış istemeye gelenler, komplo kuruyor demektir” önermesini doğrulayacak yaklaşımlara mahal verilmemelidir. Yoksa içinde çok fazla ihtimal ihtiva etmeyen bu denklemde,  “Bütün bunlar Alevilerin hassasiyetlerini duyarsızlaştırmak için mi yapılıyor?” sorusunu insanların aklına getirirsiniz. Bu varsayım Alevi toplumu üzerinde atılacak her türlü adımın -haklı olarak- “pusudaki tehlike mi” psikozuyla karşılanmasını ortaya çıkarır. Bu durumun toplumsal barışın sağlanması üzerinde yaratacağı tahribatı hayal bile edemezsiniz… Benden uyarması…
 
 Önümüzdeki sayıda buluşmak dileğiyle...
 
Hoşcakalın...
  
Fuat Ates
Alevilerin Sesi Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
 
* Alevilerin Sesi Dergisi 139. sayısı editör yazısı...

Düşünüyorum nasıl budandık bahara ulaşmak için. Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.                               
Onat Kutlar

25.06.2010 - Fuat Ates

 

 

Son Güncelleme: Pazar, 11 Temmuz 2010 13:40
 
haci_bektas.jpg
Zürich Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi, Powered by Joomla! and designed by SiteGround web hosting